önce bir bulut yükseldi
yerden göğe doğru
ben gördüm
akahito gördü
yuhara gördü
hisaki gördü
yaşayanların hepsi gördüler
şimdi yaşayanlar diyorum
oysa bir tek ben kaldım
onlar öldüler
memede çocuklar öldü
pirinç tarlasında kadınlar öldü
............................................
…………………………………………………..
Gerisini hatırlayamıyorum,ne şiiri ne de şairi.İlkokul dersi kitabımdaydı Hiroşima’yı anlatan bu şiir.Bu şiiri ezbere okuyorduk,içindeki acıyı anlayamadığımız için tekerleme gibi geliyordu bize,yerden göğe yükselenin bir toz bulutu değil bembeyaz bir mutluluk olduğunu sanıyorduk.Bir bulutun bu kadar insanı nasıl yutabileceğine hayret ediyor şiire inanamıyorduk..Meğerse atom bombasıymış.
Sadece Hiroşima mı??? Daha sonra bizi çok daha fazla etkileyen Çernobil’i yaşadık.
Yıl 1986 aylardan Nisan, bir şeyler oluyor, bir şeyler gizleniyordu. Bütün ülkeler vatandaşlarını uyarırken, Türkiye'de insanlar bu durumda bile hala hayvan yerine konuluyor, çıkarlar için herkesten bir şeyler saklanıyordu.O zamanlar annesinin karnında olanlar annesinin aldığı radyasyonlu besinlerden payına düşen radyasyonu alıyor kim bilir hangi doğumsal anomaliyle dünyaya geleceğini bilmeden sabırsızlıkla dünyaya gözlerini açacağı günü bekliyor gençlik çağında olanlar ise işin ciddiyetini anlamadıklarından ve belki de yeterince uyarılmadıklarından,radyasyonlu yağmurlarda yaşıyorlardı en duygusal zamanlarını.Onları bekleyen kanser ve birçok hastalıktan habersiz...
26 Nisan 1986 tarihinde Ukrayna’da bulunan Çernobil Nükleer Santralinde insanlık tarihinin en büyük nükleer felaketi oldu. Kazadan sonraki 1 ay içerisinde çevreye yayılan radyoaktif kirlilik,o güne kadar patlatılan tüm atom bombalarından,nükleer santrallerden ve uranyum madenlerinden doğal ya da kaza ile salınan tüm radyasyondan daha fazlaydı.Birçok ulus radyasyon bulutunun etkisi altında iken ülke yöneticileri sessiz kalmayı tercih etti.
Hiroşima ve Nagazaki’de yaşandığı gibi insan eliyle, üstelik insanların yararı öngörüsüyle oluşturulmuş nükleer santraldeki kaza Türkiye’yi de etkilemiştir. Bu kaza ile bir kez daha radyoaktif yayılımın sınır tanımazlığı görülmüştür.Kaza’dan 1 hafta sonra 3 Mayıs 1986’dasağanak yağmur ile Trakya bölgesi,7-9 Mayıs 1986’da Doğu Karadeniz Bölgesi etkilenmiştir.Radyoaktif bulutun geçtiği sırada Doğu Karadeniz’de özellikle fındık,çay ve tütün üretimi yapılan tarım alanlarında yağış olması bu bölgelerde radyoaktif kirlenmeyi arttırmış, buna birde yöneticilerin vurdumduymazlığı eklenince radyoaktif maddenin zararlı etkileri daha çok olmuştur.
Çernobil olayından sonra Karadeniz Bölgesinde geniş kapsamlı ve sağlıklı bir kanser araştırması yapılmamış, bu konudaki nispeten tek sağlıklı araştırma Kazım Koyuncunun ölümünden sonra Hopa’da gerçekleştirilmiştir.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Tarafından gerçekleştirilen araştırmada, 1939 ev ve 7 bin 831 kişi ile görüşüldüğünü bildirilmiştir. 1-30 Eylül 2005 tarihleri arasında yapılan araştırmaya göre, Hopa’da, tanısı doğrulanmış 49, doğrulanmamış 27 olmak üzere toplam 76 kanser hastası olduğunun tespit edildiği kaydedilmiştir.
Hopa’da yıllık kanser görülme sıklığının erkeklerde yüz binde 149.5, kadınlarda yüz binde 117.5 olarak ortaya çıktığını ifade edilen araştırmada, bu oranının dünyaya göre çok yüksek olduğu vurgulanmıştır. Araştırmada ayrıca Hopa’da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9’unun nedeni kanser olarak ortaya çıkmıştır.
Çernobil kazasının en önemli etkisinin, tiroid kanserinin görülmesindeki artış olduğunun anlaşıldığı araştırmada, ayrıca radyoaktif kirliliğin olduğu riskli bölgelerde yaşayan kadınlarda da, meme kanserinin görülme sıklığında artış olduğu belirlenmiştir.
Araştırmada ayrıca “Geçerli ve güvenilir bir kayıt-bildirim sisteminin kurulmaması nedeniyle, kazanın bölgede kanser olguları ve ölümleri üzerine etkisinin kanıta dayalı değerlendirilmesinin mümkün olmadığı” sonucuna varılmıştır.
Bunun yanında diğer bazı araştırmalarda, Çernobil kazasından dolayı gerek Doğu Karadeniz Bölgesinde ve gerekse Türkiye genelinde kanser olgularında artış olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yazımı sonlandırırken, ablamı 27 yaşında, amcamın kızını 38 yaşında, köyümüzün imamı akrabamı 35 yaşında mide kanserinden kaybettiğimi, yine kuzenimin kızının 30 yaşında Tiroid Kanserinden ameliyat olduğunu belirterek, bir aileden bu kadar kanser vakası çıkmış bir bölgede Çernobil’e bağlı kanser olgularının artıp artmadığı yorumunu siz değerli okuyuculara bırakıyorum.
Saygılarımla..